12 Eylül 2014 Cuma

ÇARŞI İDDİANAMEYE DE KARŞI

Güzel Türkçemize yerleşmiş bir söz vardır.

“Seni mahkemelerde sürüm sürüm süründüreceğim.”

Bu sözlü özümüz bize mahkemelerin adalet arandığı bir kurumdan çok süründürülmek, karşı tarafa eziyet çektirilmek üzere kullanıldığının açık kanıtıdır. Zira mahkemelerde bu sözün hakkını vermek için sağ olsunlar ellerinden geleni yapar. Yönetmenliğini Zeki Ökten’in yaptığı Umur Bugay’ın senaryosunu yazdığı ve başta Kemal Sunal olmak üzere Türk Sinemasının pek çok usta isminin oynadığı 1986 yapımı bir film olan “Davacı” hâlâ hukuk sistemimizin halini güncel olarak anlatan bir eserdir.

Tabii bunun suçlusu yargı mensupları değil, tarihin hiçbir döneminde bağımsız olamamış hukuk sistemimiz. Şimdilerde bu bağımsız olamama durumuna bir de siyasal erkin intikam duygusu eklenince bu sürünme eylemi daha farklı bir noktaya geldi. 2006 yılından beri geçmişten intikam alma duygusuyla hareket eden erk özellikle son dönemde mahalle bakkalını bile darbeci ilan edecek noktaya geldi.  Hastalıklı bir ruh yapısıyla hareket eden erk’ in başı kendinden farklı düşünen herkesi darbeci ilan ediyor.  Bir gün birisi çıkıp da “Al ulan darbe öyle olmaz böyle olur”  deyip gerçek bir darbe yaparsa oturup seyretmek tadından yenmeyecek.

Bu darbecilik edebiyatının son mağduru Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı oldu. İddianameye şöyle bir göz atma şansım oldu. Ergenekon, Balyoz gibi davaların yaratıcılık sınırlarını zorlayan savcısı Muammer Akkaş’ın yazmaya başladığı iddianame kendisi cemaatçi yapıya mensup olduğu gerekçesiyle ( paralel lafını sevmiyorum, cemaatçi işte) Tekirdağ’a gönderilince dava dosyası Savcı Âdem Meral’e kalmış. O da yaratıcılığın sınırlarını zorlamış ve ittire kaktıra ortaya “Çarşı darbe yapacaktı” iddianamesi çıkmış.

Artık takım tutmuyorum. Yakın bir vakte kadar Galatasaraylıydım fakat endüstriyel futbol anlayışı midemi iyice bulandırınca kendimi çektim ve daha keyifli maç izlemeye başladım. Fakat Çarşı’nın toplumsal olaylara karşı duyarlılığı, toplumu birleştirici etkisi sadece benim değil milyonlarca insanın “Çarşı” destekçisi olmasına vesile oldu. 

Çarşı darbe yapsa ne olur? Bence güzel olurdu. Biliç’i geldiğinden beri pek bir sempatik buluyorum; inançlı, kararlı, fena halde arızalı; bizden yani. Başbakan olarak başarılı olacağına inanıyorum.  Sıkı bir kabine ile ülkede gerçekten “Yer Siyah-Gök Beyaz olabilir.”  Mecliste “Gündoğdu” marşı söylemek, seyirci localarında davul çalınması gibi birkaç sıra dışı davranış dışında gerek iç gerekse dış politikada çok daha istikrarlı bir tablo çizebilirdik. İşsize iş hemen olmazdı belki ama üşüyen çocuklara devletten daha hızlı ulaşılabilirdi.


Çarşı davasında 35 kişi “müebbet” hapis istemiyle yargılanacak. İlk duruşma gününü heyecanla bekliyorum. Çarşı’nın duruşu biz Gezi zekâlıların duruşudur. Orada olacağız.