5 Mart 2015 Perşembe

“SON ON SENEDE ON TANE YAŞAR KEMAL KİTABI SATAMADIM.”



Çocukluğumu bilen kitapçım böyle isyan etti ve devam etti. “Bir gün yüreği çatlamış derlerse bil ki bu yüzden.  Aziz Nesin, Yaşar Kemal kitaplarının üzeri toz tuttu.”

Yaşar Kemal’in cenazesinin olduğu gün camii avlusunda pek çok siyaset adamı, sanatçı, iş dünyasından önemli isimler kameralara Yaşar Kemal’i anlatırken aynı kalıplaşmış cümleleri kullanarak büyük bir edebiyatçıyı kaybettiğimizden bahsediyor, onun eserlerinin kıymetinden, Türkçenin büyük bir ustasını yitirdiğinden söz ediyordu. Şüphesiz bu söylenenler yanlış değil. Yaşayarak yazan bir yazardı Yaşar Kemal. Şimdilerdeki gibi oturduğu yerden yazanlardan değil, yaşamı boyunca yaşadıklarını, gördüklerini, hissettiklerini okuyucuya aktaran bir isimdi. Peki, bu övgüleri düzenlerden kaçı onun bir tane eserini okumuştur? Ya da sosyal medyada herhangi bir eserinden alınmış küçücük bir bölümü alıntılayarak ah vah edenler?

Yaşar Kemal’in cenazesinin kaldırıldığı gün; çocukluğumu bilen kitapçım böyle isyan etti. “Son on senede on tane Yaşar Kemal kitabı satamadım. Aziz Nesin, Yaşar Kemal kitaplarının üzeri toz tuttu. Üstelik bu kitapları yayınlayan yayınevleri çok güzel baskılar yaptı. 100 Temel Eser listesinde de var. Pahalı desem pahalı da değil…”

Küçücük kitapçı dükkânı ile kitap fuarlarına ve internet satışlarına ha yenildi ha yenilecek olan kitapçımın isyanı haksız sayılmaz öyle değil mi?
               
            Niteliksiz öğretmenlerin varlığı da bu duruma bir etken. Elinde öğretmeni tarafından verilen bir liste ile kitapçıya gelen ortaokul öğrencisinin “İnce Memed”i okuyup özetini çıkaracakmışız” sözüne ne denilebilir ki? İnce Memed’in otuz iki yılda yazılan dört ciltlik bir eser olduğunu acaba bu öğrenci arkadaşa mı söylemeli yoksa o öğretmeni bulup iki yakasından tutup silkelemek mi gerekir.

 Eğitim sisteminin tablet bilgisayar saçmalığı ile tanıştığı, test sapkınlığı ile okul-dershane-özel ders üçgeninde hastalıklı gençler yetiştiren Milli Eğitim sisteminden en az hasarla kurtulabilmemizin tek yolu edebiyat. Sait Faik, Yaşar Kemal, Sabahattin Ali okumak birer ev ödevi değil, geniş ufuklar açan bir yol.


Yolunuz açık olsun. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder