1 Eylül 2015 Salı

NEDEN ÖLÜYORUZ!

Türkçeye “Kardeşler Takımı” olarak çevrilen bir film var.

Band of Brothers

2001 yılı yapımı film on bölümden oluşuyor. Steven Spielberg ve Tom Hanks’in ortak yapımcılığı ile çekilen ve bence İkinci Dünya Savaşı temalı filmler arasındaki en kaliteli yapımlardan.
Serinin dokuzuncu bölümünde Kıdemli Er David Kenyon Webster karakterini oynayan Eion Bailey’in bir repliği serinin en vurucu bölümlerinden biridir.

Çekilmekte olan Nazi askerlerine bir kamyonun kasasından isyanını haykırır;
“Dünyanın yarısını dolaştık, hayatımıza ara verdik, peki neden? Bizim burada ne işimiz var!”

*

Şehit haberlerinin birbirine karıştığı son dönemde toplumda geçmişten farklı bir ses yükseliyor.
“Bu çocuklar neden ölüyor.”

İki yıllık tartışmalı bir barış sürecinde cenazelerin gelmediği, toplumun iyiden iyiye barış fikrine alışmaya başladığı bir süreci geçirdikten sonra, yani “istenildiğinde oluyormuş” diyebildiğimiz bir dönemi geçiren toplum artık bu soruyu yüksek sesle soruyor.

Muhtemeldir ki terör bölgelerinde görev yapan pek çok kamu görevlisi de filmdeki o repliği tekrar ediyor; “Bizim burada ne işimiz var!”

Emekli Askeri Hakim Ümit Kardaş’ın Cumhuriyet Gazetesinden Selin Ongun’a verdiği röportajın başlığı da bu yönde idi. “Ordu soruyor; neden ölüyoruz?”  Bu röportaj derinlemesine analizlerin küçük bir özeti, mutlaka okunmalı, arşivlenmeli.

Şehit Yüzbaşı Ali Alkan’ın cenazesinde ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan’ın hafızalara kazınan isyanı da bu süreçte önemli bir kilometre taşı.

HDP’nin parti olarak seçime girmeyecek olmasına güvenen AKP yönetimi, HDP’nin parti olarak seçime gireceğini öğrendiğinde belki yine rahattı. Çünkü seçim ve sandık “organizasyonu” konusunda başarılarını bildiğimiz AKP örgütü HDP’nin barajı geçemeyeceği konusunda emindi.
Ancak HDP ve Selahattin Demirtaş’ın uzun analizler gerektiren seçim stratejisi beklenilmeyen bir tablo çıkardı ve yüzde on üç oran ile HDP baraj korkusunu yıktı.

1 Kasım’da tekrarlanacak olan seçimlerde AKP’nin tek bir hedefi var. Doğu illerindeki kamu düzenini iyiden iyiye bozarak sandık ve seçmen güvenliğini tehlikeye düşürmek. HDP’nin güçlü olduğu bölgelerdeki oy akışını keserek HDP’yi yeniden baraj altına itmek ve kaybettiği iktidarı yeniden ele geçirmek.

Bu süreçte en iyi ortağı tabii ki PKK.

Düşünseniz ya; tarihinde ilk defa HDP gibi bir oluşum her kesimden oy alarak 80 milletvekili ile meclise girmiş. Artık bazı şeylerin siyasi zeminde daha fazla karşılık bulacağı hayal edilirken birden bire Suruç’ta patlayan bir bomba ve sürecin birden bire bozulması..

Peki, o süreç neden Astsubay Nejdet Aydoğdu Diyarbakır’ın ortasında, eşi ile pazar alışverişi yaparken vurularak öldürüldüğünde bitmedi de Suruç’ta patlayan bombada bitti.

Terör örgütü yöneticilerinin HDP’yi saf dışı bırakmak için neredeyse düşman oldukları devlet yöneticileri ile aynı dili konuşmasının yanı sıra, sahip oldukları dağ kadrolarındaki makamlarını kaybetmemek için bir mücadele verdikleri aşikar.

Çözüm süreci döneminde operasyon yetkisini Valilere teslim edip, askerin, polisin elini kolunu bağlayanlar, bugün şehirlerde patlayan bombaların, gelen her şehit cenazesinin sorumlusudur, vebali boyunlarınadır, döktükleri şehit kanlarında gün gelecek boğulacaktır.